|
psikoloji hakkinda ileri geri konusun, ovun ya da sovun. yeter ki tutarli ve bilimsel olsun. (devamı) |
psikoloji die büyüttüğümüz bu şey aslında bi naneye benzemiyo sadece meşgulieyt arıyoruz kendimize o kadar..
hocam sen yanlıs evrendesin psikolojyi bu kadar hafiffe alma manik deprsif olursun ataklar ara sıra bir gelir dünyan kararır.
aranızda devamlı saçlarını kıvırıp düğüm yapan, parmak uçlarını birbirine değdirmek suretiyle hızlı bir şekilde baş parmak ucunu sırasıyla diğerlerine değdirerek çember çizen ve bu çemberi çizerken aradan bir parmak ucu atladığında bir sonraki turda diğer parmaklarını da sırasıyla bilinçli olarak atlayan, ve gece uyuyabilmek için hayalinde başının giyotinle kesildiğini düşünüp bilincinin yok olduğu için düşünemeyeceğini, bu sayede uyuya kalabilen var mıdır? Bunlar neye işaret eder acep ?
Kadınları anlamak aslında çok kolaydır; sadece onlar gibi kompleks bir şekilde düşünmek gerekir
insanların çevrelerine göre yaşamasına sinir oluyorum..dunya üzerındekı ınsanların %99 u bu sekılde yasıyor..el alem ne der? sectıgı gıysıde, yuruyusunde,aile ilişkilerınde dısarıya göre..hersey ıyı olmalı..oyle olmasada oyle gözukmelı..ne için kım için?kendıne yukarıya yukselerek dısarıdan bak yukseldıkce ufacık kalacaksın ve sonra yok olacaksın..ıste dıger ınsanların gözunde aslında sen busun..yoksun hıcsın..o yuzden bosuna herseyı hesaplama..o sekılde yasama..
Beklentilerin gerçekleşmeyince insanın yüzünde beliren buruşukluk ve sevdiğin birinin (annem) seni anlamadan yargılamasıyla oluşan kalp yarası nasıl aynı anda oluşabilen bir bağlantı açıklayabilecek biri var mı??
bize konuşma hakkı vermiyorlar ki bu ülkede hiç biyerde dertliyim be abi ben bu olan bütün tüm saçmalıklardan dertliyim .! bu saçma dizilerden .! salak politikacılardan,tartışma programından herşeyden dertliyim .!
Merhaba ben Funda Yanar;
Bu sanal dünya da iki yıldır hiç aksatmadan dul bir kadın sesi olarak yaşama dair penceremden seslenmekteyim.
Benim blog sayfamda içeriği dopdolu bir dergisi kıvamında her gün özenle seçtiğim haberi, makaleri, ilginç yazıları, siirleri, müzikleri, mizah, kadın sağlık, magazin olaylarını, edebiyat ve sinema eserleri hakkındaki yazıları ve yorumları okuyucularımla paylaşmaktayım.
Simdi sen de benim bir okuyucum olur musun ?
Dul Bir Kadının Sesi : www.fundayanar.com
herkez biseyler yapıyo ve hepsini biliyosun anlıyosun bıkıyosun her gun.her gun.her gun
#!/video/video.php?v=478712511452&oid=107142225971105&comments
bir şizofrenin dialogları
hafıza günlükleri
hayatımın dilendiği her sayfasında
kendimi yitirdiğim
saflığın dili hafıza günlükleri
her sayfasında acının kutsanışı
her zaman karanlık olan odaları
tek sevgilisi
hafıza günlükleri
bir tarafı uçurum olan
ölümle doludur her yeri
imkânsız bir aşkın içine açılan
hafıza günlükleri
kalbimin darağacında
kudurmuş bir köpek gibi
çoğalıyor yalnızlığım
tercih ediyor bir sefili
hafıza günlükleri
hayatın içinde ağlayan biri
kendisinden kaçana sığınıyor
yalandan korkan sevgili
şimdi söyle bakalım hafıza günlükleri yerlerde debelenen insanların pskolojisine iyi gelirmi
onu bunu bırakında insan psikolojisini az biraz çözümleyip, zaaflara nokta vuruşu yaparak. insanlara ip bağlayıp kukla niyetine kullanmak etik midir bana bunun cevabını verin.
Peki sana bir soru, bunun nedeni hangisi sence egoist kişilik göstergesi mi yoksa bir savunma biçimi mi?
ayık olmaya önem gösterelim
düşünce çöplüklerini terkedelim
fikir arayışlarına girelim
ve piskoleji kendi halinde mutludur katabildiğin değerlere
merhaba
eski günleri unutmak gerek , yaşadığın her saniye yeni şeyler katabilir hayatına mutlu olmaya bakmak gerekir ki kaç kişi olabiliyo mutlu? mutlu olalım önümüze bakalım
be relax...
evet böyle diyince herşey düzelir zaten..tşk ederiz paylaştığınız için..
"Herkes mutluluktan bahseder, ama pek az kimse bilir onu."
Jeanne P.Roland
2,5 ay aynı evde manic depresif bir insanla yaşadım...üzerinden neredeyse 6 ay geçti,ben haala normal hayatıma dönmeye çalışıyorum,tavsiyelerinize çok ihtiyacım var...
beni siz delirttiniz şarkısındaki gbi pskoloji biyolojik sistemin sekteye uğrayıp düşünce sisteminde ki alarm tuşuna basılmasından sonra kısa zamanda gelen ilk yardım ekibine bakar.ekip ne kadar geç gelirse insan ve insanlık o kadar zarar yaşar
Dissosiyatif Bozukluklar
Disosiyatif Bozukluklar, kişide kimlik, bellek, algı ve çevre ile ilgili duyumlar gibi normalde bir bütün halinde çalışan işlevlerin bütünlüğünün bozulmasıdır. Dissosiyasyon çoğunlukla travmaya karşı bir savunma düzeneği olarak ortaya çıkar. Hastalık bu şekilde travmadan kaçmayı sağlarken aynı zamanda travmanın kişinin yaşamı üzerindeki etkisini de geciktirir.
5 alt grupta toplanır.
1 1. Dissosiyatif Amnezi
2 2. Dissosiyatif Füg
3 3. Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu (Çoğul Kişilik)
4 4. Depersonalizasyon Bozukluğu
5 5. Başka Türlü Adladırılamayan Dissosiyatif Bozukluk
1. Dissosiyatif Amnezi
En sık rastlanan dissosiyatif bozuklktur. Genellikle stresli ve travmatik olaylara eşlik eder. Aşırı psikososyal vakalardan sonra geliştiğinde bu tanıyı koymak doğru olur. Çünkü bu tür hafıza kayıpları beyinde oluşan organik bozukluklardanda kaynaklanır. Başlıca belirtileri; belirli bir olayın hatırlanamaması,kişinin tüm yaşamını hatırlayamaması veya belirli bir zaman aralığını hatırlayamaması ya da her şeyi unutması.
2. Dissosiyatif Füg
Amnezinin bir türü de sayılabilir. Oldukça nadir görülen bir durumdur. Kişinin geçmişini ve önemli kimlik bilgilerini (örneğin; ad, aile) unutup, evinden ya da alışageldiği ortamdan ayrılmasıdır. Kısmen ya da tamamen yeni bir kimliğe bürünür. Çoğunlukla saatler veya günler sürer. İyileşme genelde kendiliğinde olur. İyileşme sonrasında kişi füg başlangıcı zamanı hatırlayabilir, ancak füg esnasında yaptıklarını hatırlamaz.
3. Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu (Çoğul Kişilik)
İki veya daha fazla birbirinden ayrı kimlik ve kişiliğin aynı kişide bulunması ve bu farklı kişiliklerin birbirinden farklı davranış, ilişki kurma biçimi ve tutumlar içine girmesi ile karakterizedir. Bu kimliklerden ya da kişilik durumlarından en az ikisi kişinin davranışlarını zaman zaman denetim altında tutar. Kişilik sayısı genelde 5-10 arasındadır. Bir kişilikten diğerine geçiş anidir. Hasta genelde diğer kişiliğe ve onun baskınlığı sırasında yaşadığı olaylara amnestiktir, hatırlamaz. Tedavide öncelikle farklı kimlikler ayrı ayrı tanımaya çalışılır, bozukluğa sebep olan travma değerlendirilir ve en son aşamada kimliklerin birleştirilmesini sağlamak gerekir.
4. Depersonalizasyon Bozukluğu
Kişinin kendi gerçeklik duygusundan ya da bedeninden ayrıldığı hissinin olduğu, ya da sanki bunları dışardan bir gözlemci gibi izlediği hissini yaşadığı, sürekli veya yineleyen yaşantıların olduğu bir bozukluktur. Bu yaşantısı sırasında kişinin gerçeği değerlendirmesi bozulmaz.
5. Başka Türlü Adladırılamayan Dissosiyatif Bozukluk
Uzun süre ve yoğun zorlayıcı ikna periyotlarına (beyin yıkama, düşünce değiştirme gibi) maruz kalan kişilerde belli derecelerde dissosiyasyon görülebilir.
özetle ;
hAyAt kEndİnİ vAZgEçİLmEZ saNaN İNsANlArIN meZArlARIyla dOLUdUR..
Cam Tavan Sendromu
"Bir seyin imkansiz olduguna inanirsaniz, akliniz bunun neden imkansiz
oldugunu size ispatlamak uzere calismaya baslar.Ama bir seyi yapabileceginize inandiginizda, gercekten inandiginizda,akliniz yapmak uzere cozumler bulma konusunda size yardim etmek icin calismaya baslar” Dr. David J. Schwartz
Bilim adamları pirelerin farkli yukseklikte ziplayabildiklerini
gorurler. Birkacini toplayip 30 cm yuksekligindeki bir cam fanusun icine koyarlar.
Metal zemin isitilir. Sicaktan rahatsiz olan pireler ziplayarak kacmaya calisirlar ama baslarini tavandaki cama carparak duserler. Zemin de sicak oldugu icin tekrar ziplarlar, tekrar baslarini cama vururlar. Pireler camin ne oldugunu bilmediklerinden, kendilerini neyin engelledigini anlamakta zorluk cekerler. Defalarca kafalarini cama vuran pireler sonunda o zeminde 30 santimden fazla zipla(ya)mamayi ogrenirler. Artik hepsinin 30 cm zypladigi gorulunce deneyin ikinci asamasina gecilir ve tavandaki cam kaldirilir. Zemin tekrar isitilir. Tum pireler esit yukseklikte, 30 cm ziplarlar! Uzerlerinde cam engeli yoktur, daha yuksege ziplama imkanlari vardir ama buna hic cesaret edemezler. Kafalarini cama vura vura ogrendikleri bu sinirlayici ‘hayat dersi’ne sadik halde yasarlar.Pirelerin isterlerse kacma imkanlari vardir ama kacamazlar. Cunku engel artik zihinlerindedir. Onlari sinirlayan dis engel (cam) kalkmistir ama kafalarindaki ic engel (burada 30cm’den fazla ziplanamaz inanci)varligini surdurmektedir.Bu deney canlilarin neyi basaramayacaklari ni nasil ogrendiklerini gostermektedir.Bu pirelerin yasadiklarina ‘cam tavan sendromu’ denir. Bir insanin gelebilecegine inandigi en ust nokta, onun cam tavanidir.Cam tavaniniz hayallerinizin tavan yuksekligini gosterir. Insan inandigina denktir. Yapabilecegini dusundugu kadardir."
PSİKOLOJİ - PDR ve SOSYOLOJİ ALANLARI İLE İLGİLİLERE ÖNEMLE DUYURULUR
Psikoloji, PDR ve Sosyoloji alanlarındaki
- Uzmanlar
- Eğitim gören öğrenciler
- veya kendini bu alanlarda geliştirmek isteyen kişiler için
Psikoloji Merkezi 3200 dökümandan oluşan toplam 640.000 sayfalık dev Psikoloji Arşivi CD 'sini sizlere sunuyor
Psikoloji Arşivi CD ' si:
Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık
Psikoloji
Psikiyatri
Psikolojik Test Envanter ve Anketler
Kişisel Gelişim
Yönetim Bilimleri
İnsan Kaynakları
Toplam Kalite Yönetimi gibi konularda
Uzmanlar ve ilgililerin istifade edebileceği düzeylerde farklı
kaynaklardan uzun yıllar boyunca derlenmiş materyaller, ödevler
makalelerden oluşan muhteşem bir arşivdir.
Psikoloji Arşivi CD ' si ile:
- Eğitim Programları ve seminerlerde kullanmak için hazır sunular
- Ödev,proje veya makale hazırlamak için sayısız metin dosyaları
- Vize ve Finallerde daha başarılı olmak isteyen öğrenciler için sınırsız sayıda kaynak
- Meslek hayatınızda ömür boyu yaralanabileceğiniz binlerce döküman eksiksiz olarak elinizin altında olacaktır.
PSİKOLOJİ ARŞİVİ CD'SİNİN İÇERİĞİNİ İNCELEMEK İÇİN AŞAĞIDAKİ SAYFAYI ZİYARET EDEBİLİRSİNİZ
SAYGILARIMLA
Türk Kızılayı Haiti’ye Umut Oldu
- İNSANİ YARDIM EKİBİ GENİŞLETİLDİ
- TÜRKİYE’DEN İLK PARTİ YARDIM MALZEMESİ YOLA ÇIKTI
Haiti’yi vuran 7 büyüklüğündeki şiddetli bir depremin ardından aynı gün yola çıkan ilk Türk Kızılayı Ekibi, afet bölgesine ulaştı ve acil yardım çalışmalarına başladı. Yerelden temin edilen yardım malzemeleri ihtiyaç sahiplerine dağıtıldı. Türk Kızılayı’nın Türkiye’den bölgeye gönderdiği ilk parti insani yardım malzemesi 2 askeri kargo uçağıyla yola çıktı. Haiti’deki insani yardım ekibine ek olarak, 3 uzmandan oluşan 2. ekip de bölgeye gönderildi. Türkiye gibi uzak bir coğrafyadan gönderilen yardımlar büyük bir yıkım yaşayan Haitililere umut oldu.
Bir afet müdahale uzmanı ve bir psikologdan oluşan ilk Türk Kızılayı Ekibi ilk etapta acil insani yardım malzemelerini temin ederek, afetzedelere dağıtıma başladı. Su, süt, bebek maması, bisküvi, çikolata gibi yerelden temin edilen gıdalar, Kızılay uzmanları tarafından Haitili afetzedelere ulaştırıldı. Belki de adını bile duymadıkları bir ülkeden uzanan yardım eli deprem ile yıkılan Haitililerin acılarını bir nebze olsun dindirdi. Türkiye’den bölgeye daha fazla yardım yapılacağını öğrenen Haitililer Türk Kızılayı uzmanlarına minnettarlıklarını ifade ettiler.
Afet Bölgesine Çadır, Battaniye, Mutfak Seti ve Ceset Torbası Gönderildi
İlk ihtiyaç tespit çalışmasının ardından Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ait iki adet kargo uçağına acil müdahale aşamasında kullanılmak üzere toplam 200 adet çadır, 2000 adet battaniye, 145 adet mutfak seti, 1000 adet ceset torbası yüklenerek bölgeye gönderildi.
Bölgede gerçekleştirilen insani yardım çalışmalarına destek vermek ve lojistik akışı sağlayabilmek amacıyla Türk Kızılayı’ndan 3 afet müdahale uzmanı daha afet bölgesine gönderildi.
Bölgedeki çalışmalar Birleşmiş Milletler, Uluslararası Kızılay Kızılhaç Federasyonu ve Haiti Kızılhaçı ile koordineli olarak sürdürülmektedir. Türk Kızılayı, afet bölgesine ek personel ve insani yardım malzemesi ulaştırmak için tüm hazırlıklarını tamamladı.
Kamuoyuna saygılarımızla duyurulur.
Önemli Not :
Haiti’deki deprem sonrası aile yakınlarına ulaşmak isteyen kişiler için hazırlanan internet sitesine aşağıdaki linki tıklayarak ulaşabilirsiniz!
For people seeking to restore contact with family members after earthquake in Haiti!
_________________________________________
YARDIM ETMEK İSTEYENLER İÇİN;
-Tüm oparatörlerden 2868 e boş bir sms atarak 5 Tl. bağışta bulunabilirsiniz.(Kızılay)
-Tüm bankalardan Kızılay hesapları ile yardım yapabilirsiniz.
-Haiti yazıp 5777 ye sms göndererek 5 Tl. bağışta bulunabilirsiniz.(Kimse Yok Mu Derneği)
-TAHSİLAT EKRANLI BANKALAR
Tahsilat ekranlı bankalara gidip sadece Kimse Yok Mu ismini vererek bağışta bulunabilirsiniz.
Tahsilat Ekranlı Bankalar
Albaraka Türk
Bankasya
Garanti Bankası
Halkbank
Kuveyt Türk
Türkiye Finans
Ziraat Bankası
Yukarıda yer alan bankaların şubelerine gidip Kimse Yok Mu Derneği'ne bağış yapacağınızı belirterek, masraf ödemeden, hesap numarası vermeden bağışınızı kolaylıkla gerçekleştirebilirsiniz.
Ayrıca Akbank, Finansbank ve Vakıfbank şubelerinden işlem ücreti ödemeksizin hesap numaralarımıza bağışta bulunabilirsiniz.
Not: 168 ücretsiz bağış ve danışma hattından yararlanabilirsiniz.
Ünlü bir psikanalist olan Carl G. Jung şunları söylemektedir: "Geçmiş otuz sene zarfında modern dünyanın çeşitli uluslarından bazı şahıslarla görüşmem vaki oldu. Yüzlerce hastayı tedavi ettim. Ömrünün ikinci yarısını yaşayan -Yani 35 yaşını geçmiş- yaşamında temel dini görüşe ihtiyaç problemi olmayan hiç bir hasta görmedim. Şunu söyleyebilirim: Bunlardan her biri, her asırda yaşayan dinlerin kendi mensuplarına vermiş oldukları şeyi kaybetmiş olma nedeniyle hastalığın pençesine düşmüş ve bunların gerçek şifaları ancak yaşamda dinsel görüşüne dönmeleriyle mümkün olmuştur."
Psikiyatrist, A.A. Brill ise şunları söylemektedir: "Gerçek anlamda dindar olanlar, asla psikolojik bakımdan rahatsız olmazlar."
Buna çağrıda bulunan çağdaş Amerikalı filozof ve psikolog William James bu konuda şunları söylemektedir: "Stresin en büyük tedavisi şüphesiz imandır." Aynı şekilde: "İman, kişinin yaşamasına yardımcı olmak üzere kendisine çokça lazım olan bir güç kaynağıdır. Onun kaybedilmesi yaşamın zorluklarına karşı direnç gücünü kaybetmektir. Bizimle Allah arasında kopmayacak bir bağ vardır. Biz nefislerimizi onun yücelmesi kullanırsak bütün ideal ve emellerimiz gerçekleşir." diyen Dale Carnegie, sonra şu benzetmeyi yapar: "Okyanusun ıslık çalan devirici dalgaları, onun derinliğindeki dinginliği bozmuyor, emniyetini sarsmıyorsa; Allah'a imanı köklü olan kişideki sathî ve süreli değişiklikler onun ruh dinginliğini sarsmaz. Dindar kişi, strese karşı dayanıklıdır, dengesini devamlı korur. Zamanın getirebileceği muhtemel şartlara, karşı koymaya hazırlıklıdır."
Buna ilave olarak psikolog ve psikiyatristlerden son dönemin bir çok batılı düşünürü, çağdaş insanın sorununun temelde insanın dinî ve ruhsal değerlere olan ihtiyacından kaynaklandığına işaret etmişlerdir. Tarihçi A. Toynbee son asırda Avrupalıların sorunlarının, esasında ruhsal ihtiyaçlardan kaynaklandığını, bunun yegane tedavisi olarak da dine dönüş olduğunu belirtmektedir.
Descartes ise: "Bende nâmütenâhî bir düşünme hassası var. Ben, nâmütenâhî olmadığıma göre bana verilen bu hassa, nâmütenâhî olan bir Zât'tan gelmektedir" mülahazasıyla bu hakikati ifşa eder.
Lynn Wilcox sonuç olarak der ki: "Batı toplumunda kaybolan ruhsal coşku ve dinî hayat, onun yerini yalnızca tehlike ve heyecan ile doldurulmasını bilen boş insanlar güruhunu oluşturmuştur."
Kaliforniya Devlet Üniversitesi'nde Profesör olarak görev yapan Lynn Wilcox, Sufizm ve Psikoloji adlı eserinde Batının psikolojisi ile Doğunun tasavvuf geleneğine dair bir dizi karşılaştırmalar yapar ve en sonunda der ki: "Gerçek psikoterapi bizimki değil; Doğu kültürünün tasavvuf anlayışıdır."
inanç insana ayrı bi boyut katar bu boyutu bi donanım olarak göre biliriz göz kulak gibi bi duyu organı bu kesinlikle insanı bozmaz insanı insan yapanda inançları değilmi? onlar olmassa düşüne bilen menfaate kurulu bi hayvan gibi olmazmı maneviyatsız ........??
psikoloji benım sorunum aga... ben psikolojimi yitirdim resmen rocco gıbıyım...bu sene fener den kaybettıgım paralar gelıo aklıma..
abı ya bu ıdda bayılerıne bı psıkolog koysunlar...
iddada son maça kaldım hala berabere bir gol istiyorum acayip bir ruh halim var
bu topluluğun arka plan rengi psikolojimi olumsuz yönde etkilemektedir..
otistik spektrum bozukluğundan biridir..sosyal etkileşim zorlukları,,sınırlı ilgi,yenileyici davranışlar,empati gelişiminde yetersizlik gibi belirtiler görülür..ancak otizmden farklılıkları vardır..
asperger sendromu ile ilgili bir çalışmaya katılmak için bu rahatsızlığı olan kişileri arıyorum..çevrenizde aspergerli kimse varsa bana ulaşabilirminiz..
İnsanlar neden psikolog ve psikiyatrlardan tırsıyorlar anlayamıyorum doğrusu...
o eskidendi şimdi herkes psikologlara akın ediyor artık çünkü kendilerini dinliyebilicek bi dost bulmakta zorlanır oldu insanoğlu .)
sonucta kesip bicmeyecekler seni ya da sen kanser olmusun demicekler. dıger doktorlardan farklari yoktur aslinda. artilari insan ruhundan anlamalaridir.
Geviş getirmek bana sakız çğnemeyi çağrıştırır hep. Nedense geviş getiren bir inek filan görsem hep naneli mi acaba diye düşündüm. Sanırım bende bir sorun var :))
Evet.. bi serbest çağrısımdır serbestçe dolaşır damarlarımızda..Sen ne zaman kendi içine dönersen tabii.. As olan iç dünyamızdaki kum fırtınasını süzebilmektir ki Çağrışım bir Dönüşüm olabilsin--------_____________.Nasıl algılarsanız(?)
Saçmaladığının farkında mısın ?
Bence değilsin.Herkesin yapamayacağı bir iş olduğundan onlara ihtiyacımız var kimse boşu boşuna o kadar sene hayatının büyük bi kısmını eğitime vermiyor.Ama Türk toplumu işte herşeyi herkes yapabilir sanmakla yetiniyorsunuz.
senin kendine söyleyemediklerini söylüyo kabul etmediklerini kabul ettirmeye çalışıyo kabul etmiyosan durum vahim
duruma gore degisir. eger soylenenleri algilayacak durumda degilsen psikolog faydasizdir. soyledikleri bir kulaginda girer obur kulagindan cikar. psikiyatristler beynine ilacla ayar verir. seni kivama getirir. ondan sonra ya kendisi devam eder ya da psikologa yonlendirir. sonucta psikiyatristin elinde bir takim ilaclar mevcuttur. bunlarida kullanir. diger kismini ise konusarak halletmeye calisir. psikologun ise elindeki tek secenek konusmaktir.
İNSANIN YÜZLEŞMESİ GEREKEN GERÇEKLER
Toplumsal kaygılar bizi kendimize yabancılaştırıyor.
Çünkü,toplumsal yaşamda yer bulabilmek adına,kendimizi beğendirmek ve kabul görmek gibi kaygılarımızdan dolayı insanlara kendimizi olduğumuzdan farklı gösteriyoruz.
Çünkü bizde kendimizi öyle görmek istiyoruz.
Bu durum ilerledikçe zamanla söylediğimiz yalanlar kafamızda kabul ettiğimiz birer gerçeğe dönüşüyor.
Ve bizler hayatın birçok alanında öyle olmadığımız gerçeğiyle karşılaşıp,bunu,gözardı etmeye devam ettikçe bilinçaltımızda kendimize olan saygımızı kaybediyoruz.
Ve sonrada insanların bize saygı duymadığından şikayet ediyoruz.
Bir yandan da benliğimize olan yabancılığımız büyümeye devam ettikçe özgünlüğünü ve öz-saygısını kaybetmiş bireyler haline geliyor,popüler kültürün sıradan işleyişinin parçaları oluyoruz.Ve kalabalıkta kayboluyoruz.
Kendini isteyen ve hayatını değiştirmek isteyen insanlar için söylüyorum:
Kendinizi itiraf edin!
Kendinize teslim olun!
her eylemde yabancılaşıp yalan söyleyeceğime sistemi yaşayan bedenimle beni yaşayan düşüncelerimi birbirinden net bir şekilde ayırmayı yeğelerim. bırakın o gündelik koşuşturmayı yaparken siz de düşüncelerinizde bulutlara uçun...
bunu yapmak için sadece ; düşündüğümüz her şeyi uygulamak zorunda olduğumuz dayatmasından kurtulun... çünkü gerçektende zorunda değiliz...
özgür olamayacağı aşikar olan bedenin her uzvuna ayrı ayrı binlerce dakika harcarız da kafamızın içindekine sadece günlük programlamalar için gider ve orda fazla kalmayız. onun bize ihtiyacı var. aslında BİZİ ona götüren de kendisi...
yalan söyleyerek yaşamanın geçerli olduğu bir dünyada insan bir şeyi hesaba katmadı..
..bu şekildeki riyakar bir yaşamın kendi iç dünyasına da yansıyacağı!
...ve insan kendini kandırmayı öğrendi!
rehabilitasyon merkezlerinde psikolog bulundurma zorunluluğu kaldırılacakmış... diyaliz merkezlerinden, huzur evlerinden zaten silinmiştik.
acınacak halde olanlardı acıyan
hiç sevilmeyenlerdi seven
saygı duyulmayanlardı saygı gösteren
şımardı herşeyi bilen(zanneden)
değersizler hep değer gören
bir pskolog insanlar için şöle bi benzetme yapmıştı paraya bakın die bir seyircisinden bi para istedi kağıt bir para 20 ytl felandı sanırsam aldı eline parayı büktü ve seyirciye dediki bu parayı alırmısın seyirci evet alırım dedi peki dedi adam aldı parayı büktü felan yere attı üstüne bastı dedi hayla bu parayı alırmısın seyirci evet dedi peki neden dedi alırsın bu parayı ben sölim dedi ve bu para eğilse de , bükülsede ve kirlensede para çünkü asla değerini kaybetmez.İnsanlarda öle dedi har biden insanlarda düşse , kalksa , kirlensede değerini kaybetmiyormu... ?
Değerli insanlar değer kaybetmez.İnsanlıga faydalı gerçek anlamda.Değer olayına bakış açısı önemli kim değerli kim değersiz
hepsinin amınakoyim. ekranın başından kalktıktan sonra hepiniz yine hepinizsiniz...
insanı anlama sanatı..
bugüne kadar insanı biraz olsun çözen varmı??
varsa beri gelsin..
herkesi olduğu gibi kabullenen bu hayatta stres olmaz olanı da sevmez o kadar
grubu tarif eden etiketler arasında "bilişsel psikoloji" neden yok diye soruyorum yetkililere:D
sosyomat moderasyonu tarafindan 10 etiketle sinirlandirildigimiz icin boyle.
acikcasi ben grubu kurdugum vakit, ilk olarak sadece psikolojinin alt alanlari diye bir etiket yazmayi dusundum amma ve lakin saman misali tatsiz olacagini da hesaba katarak alt alanlardan (aklima gelenleri) serpistirdim. yani orada alt alanlarin ayrintili, digerlerinin tek isim altinda toplanip yazilmasinin ozel bir nedeni yok. bilissel piskoloji disinda yazilmayan dallar var yine. mesela hastaliklar, kuramcilar, kuramlar da var yazil(a)mayan. keske 10 etiketle sinirlandirilmasaydik. bir de psikolojinin alani oldukca genis. bu platformda bunun da derdini cekiyoruz sefasini surecegimize.
eh nasil yapalim o zaman? neleri silelim neler ekleyelim? onerilere gore degisiklik yapariz.
ben de buradan benden daha yetkili olanlara soruyorum: neden 10 etiketle sinirlandirilmisiz?!
calismalar devam ederken, arada olusabilecek catlama ve patlamalar sebebiyle duzen tam manasiyla kurulana kadar boyle takilalim da, daha sonra faaliyet gostermeye baslayalim diyorum zira yeteri kadar karisiklik varken bir de grup ici ahkam ve etiket karisikliklarinin eklenmesi isimizi daha da zorlastiracaktir. tam randimanli yayinin bir an once baslamasini umuyorum.
baktik sosyomat duzelmiyor, kafamiz calismiyor, son noktaya geldik biz de ahkam duasina cikariz avuclarimiz yeri gosterir vaziyette allah'in izniyle.